DUYURU:LÜTFEN SINAV PROGRAMI İÇİN HABERLER LİNKİNİ TIKLAYINIZ.


Ana Menü
Atatürk Köşesi
Ana Sayfa
Personelimiz
Üyelerimiz
Forum
Deftere Yaz
Öğrencilerimiz
Okulumuz
Mezunlarımız
Haberler
E-Bilgi İstemi
Faaliyetlerimiz
Dosyalar
Linkler
Site içi arama
Uydu Haritası
Ders Notları
Web Ekibimiz
İlginç Olaylar
Videolar


Üyelerimiz
Onay bekleyen: 60
Üye sayımız: 1159
Son beş üye: mozar, medeleli, lalci, iclal, TwilighT,
Online Üyeler

 Online üye yok.
Mezunlarımız
Onay bekleyen: 69
Üye sayımız: 1100
Son beş üye: aysegulbatmaz, ulkerhuseyin, halil, frht, toprak,
Online Mezunlarımız

 Online mezunumuz yok.
Ziyaret
Bugun20
Dün290
Toplam: 494721
Aktif Ziyaretçi: 5

ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ 3/29/2006
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ

                           ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ İÇİN ONU DİNLERKEN NE YAPMALIYIZ?

         

               Ona değer verilmeli, söz hakkı verilmeli, duygu ve düşüncelerini özgürce söylemesine olanak sağlanmalı, onun anne babasından ayrı, kendine özgü düşünceleri olabileceği kabul edilmelidir.

                Çocuk anne ve babasına bir yaşantısını anlatmak için konuşmaya başlarsa hemen öğüt verilmeye başlanır. Bu yaklaşım çocukta zorunluluk hissi, suçluluk duygusu.direnç, isyan duyguları geliştirir.Çocukla iletişim başından kesilir. Aynı durumda yargılayıcı davranmak, eleştirmek, ad takmak da İletişimi kesecektir. Bu davranışlar çocukta anlaşılmazlık, itilmişlik, haksızlığa uğramışlık psikolojisi ve çaresizlik hissine yol açar. Çocuk içe kapanır. Çocuk ya terslenir yada geri zekalı falan olduğuna inanmaya başlar. Böylece kendine güveni sarsıldığı için başarılı olması engellenmiş olur.

                 Çocuğun anne babaya bir şey anlatırken ona hemen soru sorulmaya başlanması anne babanın önyargılı yaklaşması anlamını içerir. Bu yaklaşım çocuğu eleştiriyormuş hissi verir. Bu onu zorunlu çözüme öneltir. Çocuk bu durumdan ürküntü  duyar, kendini savunma hissine kapılır. Aynı durumlarda büyüklerin teşhis, tanı koymaları, meseleyi irdelemeye çalışmaları da iletişimi kesici bir yaklaşımdır. Çocukta düşünceleri okunuyormuş hissiyle sinirlilik , sabırsızlık, savunmaya ihtiyaç, köşeye sıkıştırılmışlık ve yanlış anlaşılmışlık hissine yol açar.

                   Hemen çocuğun teselli edilmesi gerektiğini düşünerek hareket etmek, konuyu değiştirmek çok sık kullanılan iletişim engelidir. Bu yöntem çoğunlukla etkilidir ama önce çocuğun kendisini algıladıklarından emin olması şarttır. Aksi halde onda anlaşılmamışlık, önemsenmemişlik hissi gelişecektir.Bu duygular zamanla kızgınlık duygusuna dönüşebilecektir.Bu engelleri etkisiz hale getirmek isteyen bir yetişkin çocukla konuşurken onunla yüz yüzeolmaya özen göstermelidir. Çocuğun gözlerine bakmalıdır. Çocuğun sözlerine ve düşüncelerini engellemekten kaçınmalıdır. Bunun için tarafsızca  ya..., hım...., h ıhı gibi seslenişlerle, kafa sallayarak,ilgili görünecek şekilde bir duruş yoluyla vücutsal tepkiler vererek dinlediğini göstermelidir. Bu esnada yetişkinin; çocuğun sözlerini kendi terimleriyle tekrarlaması ve onun duygularını isimlendirerek dile getirmesi de mümkündür. Bütün bunların yerine getirilmesiyle dinlendiğine inanan çocuk yanlış anlaşılmadığından emin bir duyguyla daha etraflı düşünme fırsatını yakalar. Böylece meselelerin derinine inilebilir. Yorumsuz algılandığını hisseden bir çocuğun kendine güveni artar.Bu dinleme davranışı esnasında  anne babada düşünmeye fırsat bulacak, konuyu etraflı düşünmeye zamanı olacak, hem çözümü çocuğun bulmasına önayak olacaktır. Dolayısıyla her anne baba çocuğunu eğitirken iyi bir dinleyici ve gözlemci olmak zorundadır.

                     Amaç kendi beklentilerimiz doğrultusunda çocuklar yetiştirmek değil; kendisi gibi olabilen, yaşamı boyunca kendisine karşı sorumlu, kendisiyle barışık, çevresini dikkate ala, uyum sağlayan çocuklar yetiştirmektir. Çocuk eğitimi sırasında sevgi saygı eksik edilmeden onun olgunlaşmasını beklemek esastır.Bir çocuğu diğerinden üstün tutmak yapılacak en kötü davranışlardandır. Bu nedenle çocukları kardeşleriyle,diğer çocuklarla karşılaştırmamak gerekir. Dahası sık sık  kendimizi yada diğer yetişkinleri örnek göstererek onu eğitmemiz mümkün değildir. Tabii  ki bu ve diğer konularda; çocukla ilgilenen tüm büyüklerin fikir

birliği içerisinde, tavır birliği içinde olmaları gerekir.Anne baba çocukların ihtiyaç duyacağı ve kendi imkanlarının elverdiği kadar zamanı  sadece çocuğuyla ilgilenmek için ayırmalıdır. Bu sırada ve diğer zamanlarda bir işi çocuklarının yerine yapmaktan çok onun yapmasına imkan hazırlamak ve ona deneme yanılma şansı vermek daha yararlı olacaktır. Ortam

hazırlamak, yapabilmesi için ona destek vermek onu geliştirecek, kendine olan güvenini sağlayacaktır.Çocuğun başarısızlığa düştüğü durumlarla karşılaşılabilir. Böylesi durumlarda onun kendine olacak güveni sarsacak davranışlardan dikkatle kaçınmak gerekir.Çocuk eğitimi esnasında asla cinsiyet ayrımı yapılmamalıdır.Erkek çocuğa ayrı, kız çocuğa ayrı

özen, davranış ve kurala hiçbir mantılı açıklama getirilemez.Bu gibi; tehdit ve şiddet de çocuk eğitiminde asla yer almamalıdır. Evde ve günlük hayatta uyulması istenen kuralların uygulanması esnasında anne baba kararlılık içerisinde olmalıdır.Bir de; her anne baba her istediğini her istediği yer ve zamanda yapamayacağını  öğretmek zorundadır.Bunun yanı sıra

kabullenilmesi gereken diğer şey de; büyüklerinde hata yapabilecekleri ve gerektiğinde çocuklarından özür dileyebilecekleridir. Hatalı olduğunu anlayan her anne baba çocuğundan içtenlikle ve alçak gönüllülükle özür dilemelidir.

      Şimdiye kadar değinilen davranış kalıplarına uyulmadığı taktirde çocuğun sosyalleşmesi ve ruh sağlığını koruması tehlikeye girmektedir. Bu nedenle yaşamı boyunca değişen ortamlara, yaşantılara uyum sağlamakta zorlanabilir.Çocuğun sosyalleşmesine engel olan ve ruh sağlığını bozan diğer nedenlerde şunlardır,

                   - Ailenin sosyo-ekonomik düzeydeki yetersizlik,  

                   - uzun süreli yetersiz beslenme,

                   - evdeki yaşam standartlarının çok düşük olması,

                   - geçirilen uzun süreli hastalıklar,   

                   - çocuğun çok sevdiği yakınından ayrılması, onu kaybetmesi,

                   - ailesinden getirdiği kalıtsal hastalıklar,

                   - aile içi şiddet

 

Yararlanılan kaynaklar:                                                                 

 

Leyla  Navaro,       Beni Duyuyor musun?

Nadire Türkay,     Anne-Baba- Çocuk

Thomas Morgan, Anne-Baba Eğitimi

 

 

 

 

 

                                                                                               Fatma Adak

                                                                                              Felsefe Öğretmeni

Üye girişi :
Üye Adı :
Şifre :
Bölüm:
Yeni Üye
Şifremi unuttum !!!
Anket
Web Sayfamız
Harika
Guzel
Fena Değil
idare eder
kötü

Eğitim Haberleri

 Hızlı Linklerimiz


İlimiz'de Hava

Okul Marşımız




DENİZLİ'de hava durumu Siteyi en iyi şekilde görüntülemek için ekran çözünürlüğünü 1024 x768 boyutunda ayarlamanız gerekir.
Site resim ve tasarımının tüm telif hakları ©Mustafa SARMIŞ'a aittir.İzinsiz kopyalanamaz ve kullanılamaz.